İSTANBUL VE GAZİ ÜNİVERSİTESİ DİŞHEKİMLİĞİ FAKÜLTELERİNİN
İSİMLERİ SİLİNMESİN!

“Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”, Başbakan Binali Yıldırım imzasıyla 19.04.2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulmuştur.

Bu tasarıyı incelediğimizde aşağıdaki belirtilen hususlarda kamuoyunun dikkatini çekmemiz Türk Dişhekimleri Birliği için kaçınılmaz bir zorunluluk olmuştur.

Tasarının 7.Maddesiyle, Yüksek Öğretim Kanununda değişiklikler yapılarak yeni üniversiteler kurulmaktadır. Buna göre;

Gaziantep Bilim ve Teknoloji Üniversitesi kuruluyor ve bu üniversitede Dişhekimliği Fakültesi de açılmasına karar veriliyor.

Kütahya Sağlık Üniversitesi kuruluyor ve Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'ndeki Dişhekimliği Fakültesi ve Tıp Fakülteleri yeni kurulan Kütahya Sağlık Üniversitesi'ne bağlanıyor.

İstanbul İbni Sina Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulurken, İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi ve Tıp Fakültesi İbni Sina Üniversitesi'ne bağlanıyor.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi kuruluyor ve yine Gazi Üniversitesi'ne bağlı Dişhekimliği Fakültesi ve Tıp Fakülteleri ve bazı diğer fakülteler Hacı Bayram Veli Üniversitesine bağlanıyor.

İstanbul Tuna Üniversitesi bir Vakıf tarafından kuruluyor ve bu üniversitede de Dişhekimliği Fakültesi kurulması öngörülüyor.

İzmir Tınaztepe Üniversitesi de bir Vakıf tarafından kuruluyor ve burada da Dişhekimliği Fakültesi kurulması planlanmış.

Kanun tasarısını okuduğumuzda 3 yeni Dişhekimliği Fakültesi kurulurken 3 eski Dişhekimliği Fakültesi de yeni kurulan üniversitelere devrediliyor. Bu demektir ki halen 77 olan fakülte sayısı da 80’e çıkıyor.

İstanbul ve Gazi Üniversitesi Dişhekimliği Fakülteleri gibi köklü ve Türkiye’deki bilimsel dişhekimliğinin tarihsel sürecinde önemli yerleri olan yapıların isimlerinin yok edilmesi ve kurumsal aidiyetlerinin sarsılması anlamına gelen bu kanun düzenlemesinin gerekçesi tasarıdan anlaşılamamaktadır.

Kanun hazırlama tekniğine göre bir kanunun gerekçesi yani neden bu düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu kanunun değerlendirilebilmesi için önemli ve gereklidir. Bu Tasarıyla hangi kamusal yararın düşünüldüğü Gerekçe’ de açıkça ifade edilmelidir. Genel Gerekçe’ de Tasarı’nın Dişhekimliği Fakülteleriyle ilgili düzenlemeleri hakkında herhangi bir gerekçe belirtilmediği gibi madde gerekçesi de aşağıdaki gibidir:

“MADDE 7: Madde ile ayrıca ülkemizin yükseköğretim alanındaki donanımının geliştirilmesi çerçevesinde ………………………, adları ile yeni üniversiteler kurulmaktadır”.

Bu cümlenin bir gerekçe değil madde içeriğinin açıklaması olduğu ortadadır. Dolayısıyla bu değişiklik talebinin neden gündeme getirildiği, hangi ihtiyacı karşılamayı amaçladığı gerekçesinden anlaşılamamaktadır.

Ayrıca, Tasarı’da mevcut fakülteler başka üniversitelere bağlanırken kurumsal aidiyetleri değiştirilen fakülte çalışanlarına ve öğretim elemanlarına hiçbir seçim yapma hakkı tanınmamaktadır. Bunların mevcut üniversitedeki kadrolarda kalma ya da başka üniversitelerdeki benzer kadrolara gidebilmelerine olanak tanınmalıdır. Öğrencilere diplomalarını alırken tanınmış olan kurumsal aidiyetten yararlanma hakkının farklı bir şekilde öğretim elemanlarına da tanınması gereklidir.

İstanbul Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi Dişhekimliği Fakülteleri; yetkin, öncü ve nitelikli öğretim elemanlarına sahip, Türkiye’nin köklü Dişhekimliği Fakülteleridir. Ülkemizde kurulan birçok dişhekimliği fakültesine rehberlik yapmış, ilham vermişlerdir. Akademik yayın verimliliğinde ve yeni bilgi üretiminde olduğu gibi koruyucu ve tedavi edici dişhekimliği hizmetlerinde de kurumsal donanımlarını tamamlamış yapılardır.

Türkiye’de bilimsel dişhekimliğinin tarihsel sürecinde önemli rol oynayan İstanbul Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi Dişhekimliği Fakülteleri’nin isimlerinin silinmesi, ülkemizdeki “tarihin değiştirilmesi, yeniden şekillendirilmesi” çabalarının yeni bir hamlesi değil ise bu değişikliklerin gerekçesinin biz dişhekimlerine, Türk Dişhekimleri Birliği’ne ve topluma bütün açıklığıyla ifade edilmesi, durumu anlamamıza yardımcı olacaktır.

Ayrıca ifade etmek gerekir ki, yükseköğrenimle ilgili düzenlemeler ihtiyaçlar ve kaynakların etkin biçimde planlanmasıyla yapılmalıdır. Dişhekimi sayımız, mevcut 77 Dişhekimliği Fakültesiyle 2025 yılında 2 katına çıkacaktır! Hangi ihtiyaç sebebiyle 3 yeni fakülte daha eklenerek sayı 80’e çıkarılmaktadır? Hâlihazırdaki öğrenci kontenjanları düzenlenmez ise 2035 yılında Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri ortalamasının çok üstünde dişhekimi sayısına sahip olacak ülkemizde, 3 yeni fakültenin açılması hangi istatistik veriye dayalı planlama ile yapılmaktadır, bu sorunun cevabı da kamuoyuna verilmelidir.

Türk Dişhekimleri Birliği olarak üzüntüyle izlediğimiz birçok yeni Dişhekimliği Fakültesindeki sayıca yetersiz öğretim üyesi ve yardımcısıyla insan sağlığı ile bu kadar direk ilişkili bir mesleğin mensuplarının kötü eğitim koşulları, bu kararlarla düzelmeyecek, artarak devam edecektir.

Kamu yararını gözeten örgütsel ödevimiz yukarıdaki uyarıları yapmamızı gerektirmektedir. Bütün milletvekillerini de en az bizim kadar kamu yararını düşünmeye ve buna uygun şekilde davranmaya davet ediyoruz.

Kamuoyuna duyurulur.

TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ