TDBD 172. SAYI BAŞYAZI
Çeyrek Yüzyılın Zirvesi

Dergimizin bu sayısı, mesleğimizin geleceği olan, ülkemizin ağız diş sağlığı politikalarına yön verecek ve halkın ağız diş sağlığı hizmetine kavuşması için çalışacak yeni mezunlarımızın mesleğimize katıldığı dönemde elinize geçmiş olacak. Genç meslektaşlarımızın, etik değerlere bağlı, insan sağlığına ve öncelikle ağız sağlığına katkıda bulunan, başarılı dişhekimleri olacaklarına inancımızın tam olduğunu bilmelerini istiyorum. Aramıza hoş geldiniz!

Günümüzde ülkemizde uygulanan sağlık ve eğitim politikaları ve yansımaları neticesinde dileklerimizin gerçekleşmesi zor görünüyor ne yazık ki. Bu sayımızda da ele aldığımız yeni açılan fakülteler ve artan kontenjanlar, sağlıkta insangücü planlamasının ve halkın nitelikli ağız diş sağlığı hizmeti almasının önündeki en büyük sorun olarak karşımızda duruyor.

Sağlıkta insan gücü planlaması, toplumun bugün ve gelecekteki sağlık hizmetleri açısından sağlık çalışanlarının yeterli sayıda, yüksek nitelikte, doğru istihdam edilmesini gerektirir.

Genç dişhekimlerimizin önüne konulan engellerden biri de uzmanlık dayatmasıdır. Yaratılan algı sonucu öğrencilerimiz arasında uzman olmayan dişhekimlerimizin ‘pratisyen’ hekim statüsünde çalışacağı yanlış kanısı yaygınlaşmıştır. Bu konuda fakültelerin çekirdek eğitim programları ve uzmanlık müfredatlarının yeniden çalışılması ve YÖK’le birlikte, ortak bir katılımla bu alanların 1219 sayılı Yasa ve ADEE çerçevesinde düzenlenmesi gerekmektedir. TDB olarak bu konuda da gerekli girişimlerin yapıldığını belirtmek isterim.

Sağlık Bakanlığı tarafından yeni hazırlanan ‘Ayakta Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’in içeriğiyle ilgili ulaşabildiğimiz merciiler nezdinde gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Muayenehane, ADSM ve poliklinik farklılıkları, iki veya daha fazla yerde çalışma, reklam ve bina ruhsatlandırması gibi karışıklık yaratan konularda gerekli görüşlerimizi kendilerine ilettik.

Yaşam ve üretim olan her alanda problemler, karşı fikirler olacaktır. Bu doğanın kaçınılmaz bir gerçeği, toplum olarak hep sorunlara işaret edip, şikayet ediyoruz. Şikayet etmek aslında bize doğruyu da gösterir. Sessizlik daha büyük bir tehlike, ilgisizlik, teslimiyet belirtisidir. Başarıların, devrimlerin kitlelerin eseri olduğunu unutmadan, çözüm odaklı davranıp, tüm şikayetleri tek merkezden değil tüm paydaşların katılımıyla değerlendirirsek emin olun bu ülkeyi ve mesleğimizi çok daha güzel günler bekliyor. Bir çift göz yerine bin çift göz ile daha net ve keskin görürüz.

Bugünkü uyanışı düne, geçmişe borçluyuz. Cumhuriyetimiz için tüm varlığını armağan eden değerler bize yol gösterir. Onlardan biri de 7 Temmuz 1942’de kaybettiğimiz Refik Saydam’dır. Kurtuluş Savaşı’mız döneminde tifüsten ölen askerlerimiz için tifüs aşısını geliştirmiş ve dünya tıp literatürüne geçmiştir. Samsun’a giden heyette yer almıştır. Kızılay’ın başına geçer ve bugünkü temellerini atar. 1921 – 1937 yıllarında Sağlık Bakanlığı yapar. Tabi olduğumuz 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’u çıkartır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin temel taşı olan Hıfzıssıhha Müessesesi’ni kurar. İlk yerli aşı ve serumu üretir. Bu sayede 1980’lere kadar dışarıdan aşı almadık. Atatürk’le aynı yıl doğan Refik Saydam 61 yaşında vefat ettiğinde koruyucu sağlık hizmetinde halka ulaşmada sosyalizasyonun sağlam temellerini 90’ların başına kadar kullanılmak üzere atmıştı.

Bu ülkede hayatlarını idealleri uğruna adayan bu kadar kahramanın varlığında geçmişten geleceğe uzanmak için yeterli güce, birikime sahibiz. Yüce önderimizin ‘Bütün ümidim gençliktedir’ deyişini genç mezunlarımıza hatırlatarak, tüm meslektaşlarımızın, özellikle genç mezunlarımızın TDB ve dişhekimleri odalarına aktif katılımlarını bekler, akan derede bir damla olarak yer almalarını dilerim.

Prof. Dr. Atilla Stephan Ataç

Türk Dişhekimleri Birliği

Genel Başkanı

TDBD 172.sayı için tıklayınız…