KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU; TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ ESAS ALMALI, MAHREMİYETİ KORUMALIDIR

2016 yılında yayınlanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesinde “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği,  sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkumiyeti ve güvenlik tedbirleri ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veri” olarak belirtilmiştir.

Ve yine ilgili maddede özellikle kişinin sağlığı ve cinsel hayatına ilişkin verilerin işlenmesine yönelik (kayıt edilmesi, saklanması, değerlendirilmesi) ciddi sınırlamalar getirilmiştir.

2016 yılında Kanunla güvence altına alınmak istenen özel nitelikli kişisel sağlık verilerimiz ne yazık ki değişik dönemlerde farklı amaçlarla paylaşılmış, satılmış ve hatta bilinmeyen kişilerce çalınmıştır.

Kişisel sağlık verilerinin kişinin iradesi dışında paylaşılması nedeniyle kişinin yaşayacağı mağduriyetleri, uğrayabilecekleri zararları tam olarak belirlemek ne yazık ki mümkün bulunmamaktadır.

Kişisel sağlık verileri başta kamu ve özel tüm sağlık hizmeti veren kurumlar olmak üzere sağlık ve hayat sigortalarınca, sağlık hizmeti sunan sandıklarca ve diğer sağlık hizmeti sunucuları tarafından toplanmakta ve işlenmektedir.

Bu kurumlar arasında Sosyal Güvenlik Kurumu Türkiye’de konumu gereği en fazla kişisel sağlık verisini toplayan kurumdur. Bu kurumun Sayıştay’ın satılamaz dediği kişisel sağlık verilerini 2012 yılında özel bir şirkete sattığı görüldü ve 2015 yılında yapılan bir yasal düzenleme ile SGK’nın kişisel sağlık verilerini paylaşması engellendi.

Diğer bir sağlık hizmeti sunucu olan Sağlık Bakanlığı da “daha etkin sağlık politikaları oluşturmak” adına ülkedeki tüm bireylerin kimlik bilgileri ile birlikte kişisel sağlık verilerine erişmek istiyor. Bu konuda ki yönetmeliklerinin yürütmelerinin birkaç kez Danıştay tarafından durdurulmuş olmasına rağmen Bakanlık 21.06.2019 tarihinde yeni bir yönetmelik yayınlamış bulunmaktadır.

Yeni Yönetmelik de ne yazık ki etik dışı ve 6698 Sayılı yasaya uygun olmayan hususları içermektedir.

Gelinen noktada bir Torba Kanun teklifiyle TBMM’nin 17 Temmuz 2019 tarihli toplantısında, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun 35. Maddesine “Kurum, kişisel sağlık verilerini kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, verilen sağlık hizmetlerinin uygunluğunun ve yerindeliğinin takibi ve finansmanının planlanması amacıyla talebi halinde Sağlık Bakanlığı ile paylaşır” cümlesi eklenmiştir.

Kanun teklifi Meclis’te kabul edilmiş ancak henüz Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanarak yayınlanmamıştır.

Anayasa’nın Özel Hayatın Gizliliği başlıklı 20. maddesinde ve 6698 Sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanununda kişinin aydınlatılmış onamı, verilerin anonimleştirilmesi, veri toplamada ölçülülük ve amaca uygunluk gibi birçok temel ilke belirtmiş olmasına rağmen bu ilkeler yok sayılarak kişilerin sağlık verileri paylaşılmak istenmektedir.

Bugüne dek Dünyada ve ülkemizde kişisel sağlık verilerine yetkisiz erişimin yarattığı birçok olumsuz olay belleklerimizde dururken ve son olarak yerel seçimlerde, kişisel sağlık verilerinin fütursuzca kullanılması ortada iken, Sosyal Güvenlik Kurumunun tüm kişisel sağlık verilerini Sağlık Bakanlığı ile paylaşması geriye dönüşü olmayan yeni sorunlara yol açacaktır.

Bu nedenle söz konusu değişikliğin Anayasa ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na uygun, kişinin temel hak ve özgürlüklerini göz önünde tutan, mahremiyetine saygı duyan bir anlayışla değerlendirilmesini ve iptal edilmesini istemekteyiz.

 

TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ