YENİ EKLENENLER
 Ana Sayfa  Site Haritası  İletişim  ENGLISH

BASIN AÇIKLAMALARI
2014
2013
2012
2011
2010
2009
2008
2007
2006
2005
2004
2003

`TOPLUM AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HAFTASI` VE `DİŞHEKİMLİĞİ GÜNÜ`


20-26 KASIM 2006

`TOPLUM AĞIZ DİŞ SAĞLIĞI HAFTASI`

`DİŞHEKİMLİĞİ GÜNÜ`

KUTLU OLSUN...

 

 

DİŞHEKİMLİĞİ FAKÜLTELERİ BİLİM ÜRETEN, YETKİN İNSAN GÜCÜ YETİŞTİREN EĞİTİM KURUMLARIDIR; TİCARİ AMAÇLA AÇILMAMALIDIR..!

 

 

Ağız ve diş sağlığı; genel sağlığın, yaşamsal fonksiyonların ve yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır.  

Dünya Sağlık Örgütü’nün tespitlerine göre;  

Diş ve diş eti rahatsızlıklarını yaygınlığı ve tekrarlama oranları nedeni ile insanların karşılaştığı en büyük sağlık sorunlarından birisi olarak tanımlamaktadır. 

Diş ve Dişeti Hastalıkları;

Ø      5-17 yaş grubu çocuklarda büyüme yetersizliğine,
Ø      Hamilelerde 8 kat daha fazla düşük ağırlıklı doğumlara,
Ø      39-69 yaş grubunda  7 kat daha fazla kalp hastalığına

neden olmaktadır.

Türkiye’de vatandaşın ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ulaşamadığı bir gerçektir. Bu durum ülkemizde ağız ve diş sağlığı hizmeti veren dişhekimlerimizin sayısının azlığından değil, sağlık politikalarındaki yanlışlardan kaynaklanmaktadır.

 

Ülkemizdeki yaklaşık 20.000 dişhekiminin, yaklaşık 6.000’i resmi kurumlarda geri kalanı ise, kendi muayenehanelerinde çalışmaktadır. Kamuda çalışan dişhekimlerinin % 60’ının da muayenehanesi mevcuttur. Yani,  dişhekimliği hizmetleri ağırlıklı olarak muayenehanelerde verilmektedir. 

 

Dişhekimleri muayenehanelerinde ancak  % 30-% 40 kapasite ile çalışmakta, vergisini  ve sağlık primini ödeyen vatandaş muayenehanelerden hizmet satın alınmadığı için  ihtiyacı olan  ağız ve diş sağlığı hizmetlerinden yararlanamamaktadır.

 

AB ülkelerinde bir dişhekimi günde ortalama 15 - 20 hastaya bakarken ülkemizde bir dişhekimi günde 5-6 kişiye bakmaktadır. Gelişmiş ülkeler ile Türkiye’deki dişhekimi başına düşen nüfus ile dişhekiminin yıllık müdahale sayısı karşılaştırıldığında insan gücü planlamasının yanlışlığı ortaya çıkmaktadır. (TABLO 1)

 

 

 

          TABLO 1- DİŞHEKİMİNE DÜŞEN NÜFUS VE HASTA MÜDAHALE SAYISI

  

 

Ancak, gelişmiş ülkelerde dişhekimlerine gitme sıklığı; yılda 5 kez iken ülkemizde 0.7 dir.

                               (TABLO 2)

 

TABLO 2– DİŞ HEKİMİNE BAŞVURU  SIKLIĞI

 

 



 

 

  

 

 

  

Mevcut sağlık sistemi içerisinde ağız ve diş sağlığı hizmetleri özel muayenehanelerden alınamadığı için; kamuda kapasitenin üzerinde bir yığılma olmakta, bu nedenle hem hizmete ulaşmada yaşanan zorluklardan dolayı halkımız mağdur edilmekte, hem de hizmetin kalitesi sorgulanamamaktadır. Dişhekimliği hizmetlerinin;  muayenehanelerden alınmasına yönelik GSS ilgili düzenlemelerin  bir an önce sonlandırılması, sonlandırılamıyorsa tıp hizmetlerinde olduğu gibi var olan sistemin içerisine alınması gerekmektedir.

 

YENİ DİŞHEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ AÇMAK; ÜLKE KAYNAKLARININ İSRAFI DEMEKTİR..!

Ülkemizde Kasım 2006 itibariyle 19 dişhekimliği fakültesi vardır ve 18’sinde  dişhekimliği  lisans eğitimi verilmektedir. Son olarak Gaziantep Üniversitesi’ne bağlı Dişhekimliği Fakültesi açılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, 31.10.2006 tarihli  Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Var olan fakültelerin bazılarının fiziki, teknik alt yapılarının yetersizliğinin yanı sıra öğretim kadrosunun yetersizliği varken, yeni bir dişhekimliği fakültesinin açılmasının gerekçelerini biliyor ama bu gerekçeleri anlamakta zorlanıyoruz. 

Ağız ve diş hastalıklarından korunmanın yönteminin koruyucu uygulamalar olduğu temel ilkesi göz ardı edilerek, toplumun ihtiyaç ve talebinin ne olduğu doğru tespit edilmeden dişhekimliği fakültesi kurulması, ne AB kriterleri ile ne de bilimsel anlayışla örtüşmektedir. 

Dişhekimliği eğitim kurumlarının açılmasının fiziki, teknik alt yapılarının ve öğretim üyesi sayısının AB kriterlerine uygun olarak belirlenmesi gerektiği herkes tarafından bilinmektedir. 

Bir eğitim kurumu neden açılır? Ve hangi koşullar sağlandıktan sonra eğitim kurumu öğrenime başlamalıdır? 

Dişhekimliği fakültesinin açılmasının nedeni; bilimsel araştırmalar yapmak ve bu süreçte toplumun diş ve dişeti hastalıklarının tedavi talebini karşılayacak olan dişhekimlerini yetiştirmektir. Bu noktada, dişhekimi ihtiyacının olup olmadığının sorgulanması gerekmektedir. 

Ayrıca kamuda ve özelde dişhekimlerinin coğrafik dağılımında varolan dengesizliği ortadan kaldırmadan birkaç yüz milyar harcanarak yetiştirilen dişhekimlerinin işsiz oturmasına rıza göstermek, ayrıca birkaç  10 milyara açtıkları muayenehanelerinde çaresizlik içerisinde hasta beklemek zorunda bırakmak, devletin-halkın cebinden  milyarlarca  değerin boşa gitmesi anlamına gelecektir. 

Ülkemizde ağız diş sağlığına yönelik ulusal politikalar oluşturulmadığı için toplumun ağız ve diş sağlığı sorunları üçüncü dünya ülke insanları ile aynı seviyededir. Sorunu dişhekimliği fakülteleri açarak ve kontenjanları artırarak çözme yolu bir açmazdır. (TABLO 1)                       

TABLO 1 – DİŞHEKİMİ MEZUN SAYILARININ YILLARA GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ

 

     
1990 yılından sonra hızlı bir şekilde artan dişhekimi sayısı sayesinde diş ve diş eti hastalıklarında  herhangi bir azalma olmamıştır.

1987 yılında yapılan diş ve diş eti hastalıklarında mevcut durum çalışmaları ile geçen yıl yapılan benzer çalışma  karşılaştırıldığında ne yazık ki olumlu bir değişmenin olmadığı görülecektir. Buradan çıkan sonuç şudur: Dişhekimliği fakültelerinin sayısını arttırarak diş ve diş eti hastalıkları önlenememektedir. Yapılması gereken,  DSÖ nün tanımladığı ve tüm bilim  insanlarınca ifade edilen koruyucu  çalışmaların bir an önce yapılmasıdır.

Öncelikle yapılması gereken; var olan fakültelerin ülke içi norm birliğinin sağlanması, ardından Avrupa Birliği müktesabatına uygun eğitim programının gerçekleştirilmesidir.


Dişhekimliği fakültelerinin açılmasına “Evet” diyen  YÖK’ü, Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve  Bakanlar Kurulu’nu, bir kez daha ülke kaynaklarının  boşa harcanmaması için; bilimsel kriterlere uygun, objektif ve akil değerlendirmeler yapmaya davet ediyoruz.

 

 

KAMU, BİR AN ÖNCE MUAYENEHANELERDEN HİZMET ALIMINA BAŞLAMALIDIR..!

 

Türkiye`de sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi ve sunumuna bakıldığında, ağız-diş sağlığı hizmetlerinde sistemsizliğin hakim olduğu görülmektedir. .

Vatandaşlarımızın nereyse tamamına yakını sosyal güvenlik kapsamındadır. Yani  vatandaşlarımızın  ağız ve diş sağlığı hizmetlerini belirlenmiş kuralar çerçevesinde  ücretsiz alma hakkı vardır. 

Ülkemizdeki yaklaşık 20.000 dişhekiminin, 6000’ü Sağlık Bakanlığı, diş hekimliği fakülteleri ve diğer resmi kurumlarda, geri kalanı ise, kendi özel muayenehanelerinde çalışmaktadır. Ayrıca resmi kurumda çalışan dişhekimlerinin % 60’ının da muayenehanesi mevcuttur. Yani,  dişhekimliği hizmetleri ağırlıklı olarak muayenehanelerde üretilmektedir. 

Resmi kurumlarda çalışan dişhekimi ile vatandaşlarımıza ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin verilmesinin mümkün olmadığı çok açıktır. Bu yetersizlikten dolayı, kamuda hastalara aylar hatta yıllar sonraya randevu verilmektedir. 

Bu yargıya nereden varıyoruz? 2005 yılında Sağlık Bakanlığı’na bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri ile hastanelerde çalışan meslektaşlarımızın yaptığı toplam işlem sayısı, 8.426.000’dir. 

 

İŞLEM ADI

ADET

Dolgu

1.837.000

Kanal tedavisi

219.000

Detertraj

1.816.000

Çekim

2.928.000

Protez (hareketli)

267.000

Sabit Protez

638.000

Diğer işlemler

558.000

  

 

İhtiyaç duyulan rakamlarla karşılaştırıldığında, kamu kuruluşlarında hizmetin verilmesinin olanaklı olmadığı, bu nedenle aylar sonraya randevu verildiği bilinmektedir.

  

İHTİYAÇ DUYULAN İŞLEM SAYISI NEDİR?

 

 

İŞLEM ADI

ADET

Dolgu

247.000.000

Çekim

35.000.000

Kanal Tedavisi

8.700.000

Detertraj

  39.500.000

  

 

Sosyal güvenlik kapsamında olan vatandaşlarımız kamudan alamadıkları hizmeti muayenehanelerden ve kurumlardan para ödeyerek satın almak zorunda kalmaktadırlar. Ancak çoğu zamanda bütçelerinden yeterli parayı ayıramadıkları için bu hizmetleri hiç alamamaktadırlar. Bu yüzden toplumumuzun ağız ve diş sağlığı göstergelerindeki olumsuz tablo oluşmaktadır.

 

-    6 yaş grubunda süt dişi dizisinde çürük diş oranı %83’tür.
-    35-44 yaş grubunda çürük diş oranı kırsal kesimde %95, şehirlerde %76-79’dur.
-    20-29 yaş grubunda diş çürüğü nedeni ile kişi başına tedavi edilmesi gereken diş sayısı %5-7’dir.
-   12-13 yaşlarındaki her 100 çocuktan 84’ünün dişlerinde çürük bulunmaktadır.


Yukarıda özetlemeye çalıştığımız nedenlerden ötürü, vatandaşın ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ulaşamadığı bir gerçektir. Bu durum ülkemizde ağız ve diş sağlığı hizmeti veren dişhekimlerimizin sayısının azlığından değil, sağlık politikalarındaki yanlışlardan kaynaklanmaktadır. 

Türk Dişhekimleri Birliği ve Odalar tarafından ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin  muayenehanelerden alınması gerektiği, gerek siyasal iktidarlar ve gerekse kamu kurumları nezdinde defalarca dile getirilmiştir.

Türk Dişhekimleri Birliği tarafından özel muayenehanelerden hizmet alınması gerekliliği şu temel esaslara dayandırılmaktadır: 

1. Türk Dişhekimleri Birliği; hiçbir zaman ülke kaynaklarının bir bölümünün meslektaşlarına aktarılması yönünde çalışmalar içinde olmamıştır. Ülke kaynaklarına göre öncelikli grup ve öncelikli tedavilerin tespit edilmesi ve sürdürülebilir bir uygulamanın başlatılması gerekliliğini savunmuştur. 

2. Kamuda çalışan yaklaşık 6.000 dişhekiminin, değil ihtiyaca, halkın talebine cevap vermesi mümkün değildir. 

3. Kamu dişhekimliği hizmetlerinin alt yapı ve dağılım dengesizliği sonucu ülkemizin birçok yerinde hizmet ya verilememektedir yada yetersiz kalmaktadır. 

4. Kamu ve özel dişhekimliği yatırımları ülkemizin ortak kaynaklarıdır. Özel  yatırımların ve dişhekimlerinin atıl durumda bulunması ulusal kaynakların  israfıdır. 

5. Muayenehanelerden hizmet alımı, bilimsel çalışmanın ve  hizmette kalitenin rekabetini sağlayacaktır. 

Toplumun diş hekimliği hizmetlerine erişemediği gerçeğinden kalkarak yapılması gerekenin;  Kamudaki diş hekimi istihdamını diş hekimi olmayan ya da yetersiz olan yerleşim alanlarına yapmak ve kamunun özel sağlık kurum ve kuruluşlarından diş hekimliği hizmetlerini satın almak  olduğunu Türk Dişhekimleri Birliği olarak yıllardır ifade ediyoruz.

Vatandaşın dişhekimliği hizmetlerine  ulaşmasının ve  dişhekimlerinin emeğini daha verimli ve üretken bir şekilde kullanabilmesinin yolu bu anlayışın uygulanması ile olanaklıdır. Toplumun ağız diş sağlığı sorunlarının çözümü için,  kamunun serbest dişhekimlerinden hizmet almasından başka akılcı bir yol yoktur.

 

Celal Korkut YILDIRIM                     
Türk Dişhekimleri Birliği
                                 
Genel Başkanı

 

Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin sunumunda kamuda ve özelde dişhekimlerinin coğrafik dağılımında ciddi bir dengesizlik mevcuttur. Bir dişhekimine Denizli-Çal ilçesinde 27.074, Elazığ-Baskil ilçesinde 31.720, Isparta’da 1.212, İstanbul’da 2.115, İzmir’de 2.078, Kırklareli’nde 2.651, Konya-Taşkent ilçesinde 57.487, Malatya’da 4.536, Nevşehir-Kozaklı ilçesinde 10.696, Van-Özalp ilçesinde 65.919, Yalova-Çiftlikköy ilçesinde 31.901 ve Tunceli’de 3.094 kişi düşmektedir. (TABLO 3) 

 

TABLO 3 - ÜLKEMİZDE BAZI YÖRELERDEKİ DİŞHEKİMİNE DÜŞEN NÜFUS

 

Ana Sayfa |  Site Haritası |  İletişim
TDB |  Kurum ve Kuruluşlar |  Mevzuat |  Tedavi Ücretleri |  İstatistikler |  Sıkça Sorulan Sorular |  Yayınlar |  İlanlar
Dişhekimleri Odaları |  Dişhekimleri | Sürekli Dişhekimliği Eğitimi  | Basın Açıklamaları |  Toplum Ağız Diş Sağlığı |  Etkinlik Takvimi 
 Cihaz ve Malzeme Şikayetleri |  Ferdi Kaza Sigortası | Kongre&Fuar |  Dişhekimi Bul |  Haber Arşivi
© 2009 Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) Resmi web sayfasıdır