YENİ EKLENENLER
 Ana Sayfa  Site Haritası  İletişim  ENGLISH

Kullanıcı Adı :
Şifre :
  • Üye Ol
  • Şifremi Unuttum
  • T.C. Kimlik No Sorgulama
  • Vergi No Sorgulama
  • Bağkur No Sorgulama
  • Trafik Araştırma
  • Türk Hava Yolları
  • Hava Durumu
  • Vergi Takvimi
  • Aktif : 3
    Bugün : 1,693
    Toplam : 5,047,487
    `TAM GÜN` YASASI İLE İLGİLİ HUKUK BÜROMUZUN DEĞERLENDİRMESİ


    Kamuoyuna Tam Gün Yasası olarak sunulmuş olan 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı maddelerinin iptali istemiyle Cumhuriyet Halk Partisi tarafından açılmış olan davada 16.7.2010 tarihli karar ile yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş; söz konusu Karar 22.7.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.  Davada iptali talep edilen hükümlerden 5947 sayılı Yasanın 7. maddesiyle, 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San`atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun`un 12. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan " bentlerden yalnızca birindeki ..." ibaresinin yürürlüğü uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete`de yayımlanacağı güne kadar durdurulmuştu.

    Anayasa Mahkemesi’nin “Tam Gün” Yasası ile ilgili gerekçeli kararı 4.12.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre;

    a) Hekim ve diş hekimlerinin yalnızca kamu kurumunda mesleklerini icra edebileceklerine ilişkin kural Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

             “Sağlık hizmetleri doğrudan yaşam hakkı ile ilgili olması nedeniyle diğer kamu hizmetlerinden farklıdır. Sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığı, mahiyeti itibarıyla ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahiptir. İnsanın en temel hakkı olan sağlıklı yaşam hakkı ile bu yaşamın sürdürülmesindeki yeri tartışmasız olan hekimin statüsünün de bu çerçevede değerlendirilerek diğer kamu görevlileri ile bu yönden farklılığının gözetilmesi gerekir.

             Ayrıca bazı dallarda uzman olan hekimlerin sayıca az olması ve kamunun yanında özel sağlık kuruluşlarının da bu dallarda uzman hekimlere ihtiyaç duyması, bu hekimlerin mesleğini mesai saatleriyle sınırlı olmaksızın yaygın bir şekilde icra etmelerini gerekli kılabilir. Hekimlerin insan sağlığının gelişmesi ve yaşam haklarının korunması ile doğrudan ilgili olan bu konumları dikkate alınmaksızın çalışma koşullarının kuralda belirtildiği şekilde sınırlandırılması bireylerin yaşam hakkını zedeleyici nitelik taşımaktadır.

             İptal konusu ibarede, tabiplerin, diş tabiplerinin ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, maddenin ikinci fıkrasında yer verilen bentlerden yalnız birinde yer alan kurumlarda mesleklerini icra edebilecekleri belirtilerek, herhangi bir istisnaya yer verilmeksizin düzenleme yapılmasının, Anayasa’da güvence altına alınan yaşama hakkı ile herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesi ilkesine aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır.”

    b) Üniversite öğretim üyelerinin mesai sonrası da olsa yüksek öğretim kurumlarından başka yerlerde ücretli veya ücretsiz, resmi veya özel başkaca herhangi bir iş göremeyecekleri, ek görev alamayacakları ve mesleklerini serbest olarak icra edemeyeceklerine ilişkin düzenleme ile Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde talepte bulunmayanların istifa etmiş sayılacaklarına ilişkin kural Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

             “Anayasa’da üniversite, bilimsel çalışmaların yapıldığı ve bilimin öğretildiği kurum olarak nitelendirilip bilimsel ve idari özerkliğe sahip kılınarak diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirilmiş, öğretim üyelerine de kamu görevlisi olmakla birlikte genel sınıflandırma içinde ayrı bir yer verilerek kendilerine özgü önem ve değerde bir meslek sınıfı olduğu belirtilmiştir. Öğretim üyelerinin bu konumları dikkate alındığında bunları diğer kamu görevlileri gibi değerlendirmek mümkün değildir.

             Yasakoyucu, yükseköğretimin Anayasa’da belirtilen ilkeler doğrultusunda geliştirilmesi, bu bağlamda sağlık sorunlarının çözüme kavuşturulması için öğretim elemanlarının unvan ve statülerine uygun bazı sınırlamalar getirerek çalışma koşullarını belirleyebilir. Ancak getirilen bu sınırlamalar, üniversitelerdeki bilim özgürlüğü ve bilimsel özerkliğin gereği olan her türlü bilimsel faaliyeti engelleyici nitelikte olamaz. İptali istenen düzenleme ile üniversitelerin bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişime ve kalkınmaya destek olmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek gibi görevlerini yerine getirmesinin engellendiği, ayrıca, üniversitelerde görev yapan öğretim görevlileri, okutmanlar, öğretim yardımcıları ile akademik olarak belirli bir yetkinliğe sahip öğretim üyeleri arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın mesai sonrası ücretsiz de olsa resmi veya özel herhangi bir iş yapmalarının yasaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumun Anayasa’nın 130. maddesi ile bağdaşmadığı açıktır.”

    c) Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme tesislerine verilecek döner sermaye gelirlerinin kaynağına, dağıtılmasına ve bu işlemlerin yürütülmesine ilişkin esas ve usulleri belirleyen 209 sayılı Yasa’nın döner sermaye işletmelerinin gider kalemleri arasında yer alan kurum çalışanlarına yapılan ek ödemenin oranlarına ilişkin kural içeren 5. maddesinde, yapılacak ödemenin bir alt sınır bulunmaması gerekçesiyle iptal edilmiştir.

             “209 sayılı Yasa’nın 5. maddesinin dava konusu dördüncü fıkrası, Sağlık Bakanlığı personelinin döner sermaye gelirlerinden alacağı ek ödeme oranlarını belirleyen bir kuraldır. Yasakoyucu, bu kuralda ödeme yapılacak çalışanların niteliği ve statülerine göre bu kişilere yapılacak ödemelerin tavan oranlarını ayrıntılı olarak düzenlemiş, ancak yürütmeye bırakılan yetkinin sınırlarının belirlenmesi açısından yapılacak ödemelerde herhangi bir taban oranı belirlememiştir. Yürütmeye bırakılan yetkinin üst sınırı ve çerçevesi belirlenirken alt sınırının belirlenmemiş olması, kuralda belirtilen personelin alacakları döner sermaye katkı paylarında asgari bir garanti içermemektedir. Bu nedenle dava konusu kural, devletin tüm işlem ve eylemlerine bireylerin güven duymasını zedeleyici nitelik taşıdığından hukuk devletinin gereği olan hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.”

    İptal edilen bu düzenlemelerin ortak noktası, hekim ve dişhekimlerinin yürüttükleri hizmetin niteliği dikkate alınarak çalışma kısıtlamalarının bu derece ölçüsüz getirilemeyeceği; çalışanlara ödenecek ücret ve benzeri ödemelerin belirli olması, en azından bir alt sınırının bulunması gerektiği şeklinde özetlenebilir.

    Diğer taraftan, zorunlu mesleki mali sorumluluk sigorta primlerinin yarısının hekimler ve diş hekimleri tarafından ödenmesi; askeri tabip ve diş tabiplerine ödenecek tazminatlar ve benzeri konulardaki iptal istemleri Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

     


    Yayın Tarihi : 07.12.2010 - Okunma Sayısı : 2,670
     | 
    Ana Sayfa |  Site Haritası |  İletişim
    TDB |  Kurum ve Kuruluşlar |  Mevzuat |  Tedavi Ücretleri |  İstatistikler |  Sıkça Sorulan Sorular |  Yayınlar |  İlanlar
    Dişhekimleri Odaları |  Dişhekimleri | Sürekli Dişhekimliği Eğitimi  | Basın Açıklamaları |  Toplum Ağız Diş Sağlığı |  Etkinlik Takvimi 
     Cihaz ve Malzeme Şikayetleri |  Ferdi Kaza Sigortası | Kongre&Fuar |  Dişhekimi Bul |  Haber Arşivi
    © 2009 Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) Resmi web sayfasıdır