|
TDB`NİN UZMANLIĞA BAKIŞI
KRİTERLER VE GEREKÇELER DOĞRU BELİRLENMİŞ MİDİR? ÇALIŞMALAR NASIL YÜRÜMELİDİR
TDB nin uzmanlık dallarının belirlenmesinde kullandığı, ihtiyacı ortaya koymaya yönelik, kriterler geçerliliğini korumaktadır. Kriterler doğrudur ancak gerekçelerimiz yetersizdir. Kriterler üzerinde uzmanlık dernekleri ile görüş alışverişinde bulunmak ve derneklerle beraber çalışmayı yürütmek gerekmektedir. Ne yazık ki uzmanlık derneklerinden 2002 yılından beri belli aralıklarla bu konuda görüş ve rapor istenmiş ancak yeterli geri dönüş sağlanamamıştır. Bu durum bir an önce düzeltilmelidir. Kaç dalda uzmanlık ihtiyacı olduğunu belirlemek üzere en kısa sürede "TALEP ANALİZ ANKETİ " hazırlanmalı ve sonuçları değerlendirilmelidir.
UZMANLIK DALLARI İLE İLGİLİ TDB GÖRÜŞÜ
2003 Uzmanlık Kurultayı Sonuç Bildirgesinde, Çalışma Gruplarının verdiği raporda, "Dişhekimi ve uzman dişhekimi gücü planlamasının; ihtiyaç-talep, sosyokültürel koşullar, lisans ve lisans sonrası eğitim, hastalıkların seyri, dişhekimi/uzman dişhekimi tanımı ve etik boyutu ile ele alarak bir çalışma yaptıktan sonra, hangi dalların uzmanlık dalı olarak kabul edilmesinin uygun olacağına" karar verilmiştir.
Bu süreçte AB direktiflerinde yer alan ve ülkemiz ihtiyacı ile uyuştuğu katılımcılarla uygun görülen Ortodonti ve Oral Maksillofasiyal Cerrahi dallarının uzmanlık dalı olarak önerilmesine, diğer dallarla ilgili olarak TDB`nin taraflarla birlikte ortak çalışmalar yaparak uzmanlık konusunda uzlaşma arayışının devam etmesine karar verilmiştir.
AVRUPA BİRLİĞİNDE UZMANLIK
AB nin serbest dolaşım hakkı tanıdığı iki uzmanlık dalı "Ortodonti ve Ağız Cerrahisi / Oral Maksillofasiyal Cerrahi" dir. AB içinde de en çok bu iki dalın kabulü söz konusudur. Bu iki dal dışında serbest dolaşım hakkı için başvurular ve raporlar mevcut ise de bugün itibarı ile halen sadece iki dal serbest dolaşım hakkı vardır.
Diş hekimliğinde uzmanlık, Dünyada ve AB`de genel olarak değerlendirildiği zaman her ülkenin" kendi ihtiyaçlarını dikkate alarak "uzmanlık belirlediği ve bu yönde politika ürettiği açıkça görülmektedir. Türkiye`deki durumla kıyaslandığı zaman ortaya çıkan önemli bir farklılık da "Uzmanlık Sürecine, meslek örgütlerinin doğrudan etki ediyor olması ve bu konuda asıl söz sahibi kurum konumunda olmasıdır"
Avrupa, ABD, Avusrtralya gibi pek çok ülkede, dişhekimliğinde uzmanlık alanları (0 ila 9 arasında) farklılıklar gösterse de bu ülkeler arasında benzer olan husus "uzmanlık eğitimi alacak kişilerini sayısının" hiç bir ülkede merkezi bir otorite tarafından ve merkezi bir sınav ve kadroya bağlı olarak belirlenmemesidir. AB ülkelerinde, dişhekimliği hizmetleri, ağırlıklı olarak özel sektör temelinde muayenehane ve polikliniklerde verilmektedir. Bu ülkelerde, kamusal alanda verilen dişhekimliği hizmetlerinin AB içindeki ortalaması %11 lerdedir. AB içindeki bu yapılanma ve hizmet sunum şekli , "Sürekli Eğitim Modellerinin" yapısal hale getirilmesine ve bir "zorunluluk " olarak hayata geçirilmiş olmasına yol açmıştır. Bu işleyiş içinde, Dişhekimliğinde uzmanlık eğitimi almayı seçmek ancak toplumdan gelen gerçek ihtiyaç ve talepler doğrultusunda gerçekleşmiş olmaktadır. Dişhekimleri profesyonel eğitimlerini hayat boyu geliştirecek dinamikleri içeren,,sürekli eğitim modellerine sahip oldukları için dişhekimliğinde uzmanlık eğitimi modeli gibi, zor ve maliyetli bir yolu seçmek zorunda kalmamaktadır .
Uzmanlık dallarının sayısı her AB ülkesinde farklılık göstermektedir. Örneğin, İspanya`da ve Lüksemburg`da uzmanlık şeklinde bir yapılanma yoktur. Avusturya ve Fransa`da tek dal uzmanlık olarak kabul edilmiştir. Almanya, Danimarka, İtalya ve Çek Cumhuriyeti iki dalı uzmanlık kabul etmektedir. Belçika`da, Portekiz`de, Romanya`da, İrlanda`da 3 dalın uzmanlığı kabul edilmiştir. Bunun yanında İngiltere’de değişik bir uygulama mevcuttur. İngiltere kamuda ikiden fazla uzmanlık dalı uygulanırken meslek örgütü için AB direktifleri doğrultusunda iki dal kabul edilmektedir.
Özellikle gelişmiş ülkeler diye isimlendirdiğimiz ülkelerde diş hekimliğinde uzmanlık dalı sayıları ve nüfusa oranla, toplam uzman sayılarının az olduğu görülmektedir.
UZMANLIK, DİŞHEKİMLİĞİ KAMUOYUNDA NASIL YORUMLANMAKTADIR?
Sağlık Bakanlığı’nın ülke ihtiyaçlarını göz ardı ederek belirlediği uzmanlıkla ilgili politikaları ve bu yöndeki girişimleri yargıya taşınmış ve Sağlık Bakanlığı, uzmanlıkla ilgili politikalarının gerekçelerini ortaya koyamamıştır. Hangi dalların uzmanlık olması gerektiği önemli bir sorundur, ancak dişhekimleri açısından, uzmanlık yasası ile birlikte gündeme girecek olan çalışma usulleri de önemli bir sorundur.
Uzmanlık programları tamamıyla "uygulama yeterliliği" kazandırmak üzere düzenlenmiş programlardır. Şu ana kadar kabul edilmiş olan iki dalda yetişen uzman sayısı çok azdır ve bu dallarda bile doktora uzmanlığa tercih edilmektedir.
Diş hekimliğinde lisansüstü eğitimde ağırlıklı tercih, günümüze kadar, doktoradan yana kullanılmıştır. Bunun belli başlı nedenleri:
Dişhekimleri bu tür programlara iki nedenle katılmaktadır.
Birinci neden, doktora eğitiminin akademik kariyeri seçenlerin izlemesi gereken rutin yol olmasıdır ve sınırlı sayıda meslektaşımız bu gerekçeyle doktora yapmaktadır.
İkincisi ise mezuniyet sonrasında kendisini biraz daha yetkinleştirmek isteyenlerin seçebileceği başka bir yolun olmamasıdır.
Bu nedenlerle, Doktora eğitimi olması gereken şekli dışına çıkıp akademik bir çalışmaya ilave olarak pratik bir eğitim hüviyeti kazanmıştır. Nitekim, doktora eğitiminin bir parçası olan yeterlilik sınavında pratik değerlendirme olabilmektedir. Doktora ders programında da pratik uygulamalar vardır.
Uzmanlık eğitim sisteminde ise, aynen tıpta olduğu gibi direkt doçentliğin yolu açılıyor olması ve öğretim üyesi yetiştirme işinin bir kısmının Sağlık Bakanlığı`na devredilecek olması söz konusudur. Uzmanlık ile birlikte, ortaya çıkacak olan bir durum da bilim insanı olmak isteyen dişhekiminin, uzmanlık eğitimi nedeniyle, fazla sayıda hasta bakmaya mecbur tutulmasıdır. Göz ardı edilmemesi gereken bir durum, bilim insanı olarak yetişmenin doktora yapmış olmayı gerektirmesidir.
Avrupa’da bilimsel gelişmenin sağlanması için "doktora" programları teşvik edilmektedir.
Uzmanlığın kabul edildiği durumda, doktora programlarının ne olacağı, bu yönde talep olup olmayacağı hiç bir şekilde bilinmemektedir.
Uzmanlık eğitiminin fakülteler arasında eğitim birliği içermesi gerekmektedir. Başka bir deyişle uzmanlık unvanı alan kişilerin kazanması gereken asgari yeterliliği kazanmış olmaları gerekmektedir.
DİŞHEKİMLİĞİNDE UZMANLIĞIN L.İSANS VE LİSANSÜSTÜ EĞİTİM SİTEMİ ÜZERİNE ETKİLERİ?
LİSANS EĞİTİMİNDE DEĞİŞİKLİĞE İHTİYAÇ VAR MIDIR?
Lisans eğitimi ile dişhekiminin kazanması gereken yeterliliklerle ilgili kriterler Dent-Ed ve ADEE raporlarında ortaya konmuştur. Lisans eğitimimizi, dünyadaki lisans eğitimiyle kıyasladığımızda, oldukça iyi bir yerde olduğumuzu görmekteyiz. Ancak uzmanlık eğitiminin başlamasından sonra, bir alan yaratma uğruna lisans eğitiminde bazı konularda şu andakinden kısıtlı düzeyde bilgi verilmesi endişesi de mevcuttur. Böyle bir uygulama, yeterlilik düzeyimizin uluslar arası standardın altına inmesine neden olacaktır.
LİSANS EĞİTİM SİSTEMİNDE ASİSTANLARIN YERİ VE KADRO POLİTİKALARI
Mevcut durum itibarı ile doktora öğrencilerinin ancak bir kısmı kadro alarak eğitimini sürdürebilmektedir. Uzmanlık için kadro sayıları planlanacağı ve belirleneceği için mezuniyet sonrası eğitimde kadrolu çalışılmaya başlanacaktır. Bir başka deyişle kadrosuz çalışmanın mağduriyeti bitecektir. Ancak, doktora öğrencileri bir taraftan eğitim alırken diğer taraftan da lisans eğitiminde yardımcı olarak görev yapmaktadırlar. Uzmanlık eğitimine geçildiğinde verilecek sınırlı kadrolar nedeniyle lisans eğitiminde ortaya çıkacak olan işgücü açığı için çözüm üretilmelidir.
LİSANSÜSTÜ EĞİTİMDE DEĞİŞİKLİĞE İHTİYAÇ VAR MI?
Toplumsal ihtiyacı göz önünde bulunduran bir uzmanlık eğitimi gerekecektir. Mezuniyet sonrası eğitimlerin, yani yüksek lisans programlarının kriterleri de bilimsel olarak belirlenmiştir. Bu kriterler temel alınarak ve ülke ihtiyacı dikkate alınarak düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Hem lisans eğitimi, hem de lisansüstü eğitimi sonrasında sürekli eğitim olması çağın getirdiği bir zorunluluktur.
Beş yıllık temel eğitim sonrasında kurs, panel, seminer gibi programlara katılmanın "zorunlu "hale getirilmesi, mesleki yeterliliklerin devamını sağlamak konusunda ilerleme sağlayacağı açıktır. TDB`nin sürdürmekte olduğu sürekli diş hekimliği eğitimlerinin geliştirilmesi ve TDB` nin öncülük edeceği bir sertifikasyon programına dönüştürülmesi, bugüne kadar yapılan tüm çalışmaları daha da anlamlı kılacaktır.
Master programları ise tezli master (doktora öncesi yürüyen) ve tezsiz master (daha çok pratiğe yönelik yürüyen) programlardır. Bu uygulama doktoraya alternatif olarak dişhekimliğinin uzun süreli pratiğe yönelik eğitim ihtiyacını karşılayabilir. Ancak şu anki doktora / uzman karmaşasının çözülmesinden sonra bu alanda çalışma yapmanın daha doğru olacağı görüşü de ileri sürülmektedir. Amacı dışında, yanlış kullanılan "doktora" programı yerine master programı önerilebilir. Master programlarının kendisini geliştirmek isteyen diş hekimlerine yeterli alan açacağı, bir anlamda da uzmanlığa gereksinimi azaltabilecek uygulamalardan biri olabileceği düşünülmektedir. Bu arada fakültelerimizin açtığı master programlarına beklenen talebin olmadığı da bir gerçektir. Master programları, fakültelerin eğitilmiş iş gücü ihtiyacını da karşılayacak bir uygulama olabilir. Bu nedenlerle, master programları 5-6 yıl süren, amacını aşan bir zaman kaybı olan doktora programları yerine 2 yıllık bir eğitimle ihtiyaç duyulan bilgi ve beceriyi kazandıracak programlar olarak özendirici hale getirilebilir.
Uzmanlık eğitimi, dişhekimlerinin yapamadıkları işlerin nasıl yapılacağını öğretmelidir. Bu nedenle de öncelikle dişhekimliği lisans eğitimi ile diş hekimlerinin yapamadığı işlemlerin neler olduğu ortaya konulması gerekmektedir.
DİŞ HEKİMLİĞİNDE UZMANLIĞIN SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNUMU ÜZERİNE ETKİLERİ HİZMET KALİTESİNİ ETKİLER Mİ?
Dişhekimi olmak için 5 yıllık eğitim ile kazanılması gereken yeterlilikler uluslar arası kuruluşlar tarafından net bir şekilde tanımlanmıştır. Buna göre, dişhekimleri mesleki çalışma alanları içersinde tanımlanan ağız ve diş sağlığı sorunlarını teşhis ve tedavi edecek yeterlilikte olmalıdırlar. Bu alan tabi ki dişhekimliği hizmetlerinin tamamı değildir; bazı tedaviler için lisans eğitiminde verilemeyen ilave bilgi ve becerilere ihtiyaç vardır. Ancak, dişhekimleri yeterliliklerinin gereğini en iyi şekilde yerine getirmek zorundadırlar. Uzmanlaşmanın hizmet ve işlem kalitesini arttıracağı iddia edilse de, uzmanlık eğitimi hizmet kalitesini arttırmak için değil, beş yıllık lisans eğitiminde verilemeyen alanlardaki ihtiyacı karşılamak üzere planlanmalıdır. Burada bahsedilen eksikliler, eğitim kurumuna özel sorunların neden olduğu eksiklikler değil, uluslar arası standartlarda bahsedilen eksiklerdir.
Ülkemizin ihtiyacı standart kalitenin üzerinde işlem üretmek değil, mevcut tedavi ihtiyacının karşılanarak, koruyucu önlemlere ağız diş sağlığı sorunlarının azaltılmasıdır.
UZMANLIĞIN BASAMAKLI SEVK SİSTEMİ İÇİNDEKİ YERİ
Hastanın direkt uzman dişhekimine başvurması yerine, dişhekimi tarafından yönlendirilmiş olması uzman olan ve olmayan dişhekimlerinin verimli kullanılması açısından bir zorunluluktur. Sevk sistemi içinde çalışılmasının doğru uygulama olacağı AB ve çeşitli ülke raporlarında vurgulanmaktadır.
HİZMETİN MALİYETİ ÜZERİNE ETKİSİ
Uzmanlık eğitiminin ilave bir maliyet getireceği açıktır. Uzmanlık hizmetleri de buna paralel olarak sağlık hizmetlerinin maliyetini arttıran bir faktör olacaktır. Bu açıdan değerlendirildiğinde uzmanlık alanı ile uzman sayısının ihtiyaçtan fazla olması zaten son derece sınırlı olan ağız diş sağlığı bütçesinin verimli kullanılmasının önünde bir engel olacaktır.
DİŞHEKİMLİĞİNDE UZMANLIĞIN ÖZLÜK HAKLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
DOKTORALILARIN ÖZELDE BRANŞLARINI İLAN ETMESİ
Doktoralıların dal belirtmeleri hususunda farklı fikirler savunulmaktadır. Özelde unvan yazılacaksa alan da belirtilmelidir fikrinin yanı sıra sadece unvan yazılmalıdır fikirleri mevcuttur.
KAMUDA MAAŞ, PERFORMANS, ENTEGRE / BRANŞ KLİNİĞİ, KLİNİK ŞEFLİĞİ, V.S AÇISINDAN İŞLEYİŞİN NASIL OLACAĞI?
Uzman olan kişinin çalışma alanının belirlenmiş olması nedeniyle kamuda da özelde de (uzmanlığını belirtirse) sadece kendi alanında çalışması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışacak olan doktoralıların kendi alanlarında çalışmalarının sağlanması ve emeklerinin karşılığını alabilecek gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Ancak, uzman olan ve olmayan dişhekimlerinin aynı işlemi yaptıkları taktirde performans gelirinde fark olması doğru bulunmazken, uzmanların performans gelirlerinde olabilecek farkın dişhekimlerinin yapamadıkları işlemlerden kaynaklanması gerekmektedir.
UZMANLARIN ÇALIŞMA ALANLARI SINIRLANDIRILSIN MI?
Uzman unvanını kullanmak için kişilerin çalışma alanlarını uzmanlık alanıyla sınırlandırması önerilmektedir.
DİŞHEKİMLERİNİN ÇALIŞMA ALANLARI SINIRLANDIRILSIN MI?
Diş hekiminin temel eğitimde almış olduğu bilgiler doğrultusunda herhangi bir sınırlandırma olmadan çalışmasının doğru olacağı düşünülmekte ve önerilmektedir.
DOKTORANIN UZMANLIĞA SAYILMASI? KRİTERLER VE DEĞERLENDİRME ESASLARI
TDB, uzmanlık alanı olarak kabul edilen dallarda önceden doktora yapmış olan diş hekimlerinin (klinik çalışmalarını belgelemeleri koşuluyla) bir kereye mahsus uzman sayılmaları gerektiğini savunmaktadır. İlk uzmanlar görev alana kadar, geçecek olan 3-4 yıllık sürede, alandaki ihtiyaç ilk başlangıçta bu sayede karşılanabilecektir.
Sağlık Bakanlığının son yıllarda kamuya almakta olduğu doktoralı dişhekimleri bir takım mağduriyetler yaşamaktadırlar. Doktora eğitimi sırasında, uzman dişhekiminin kazanması gereken kadar klinik tecrübe kazanmış olan doktoralı meslektaşlarımız, kamuda uzman dişhekimi gibi değerlendirilmeyi istemektedirler. Bir çok doktoralı meslektaşımız sadece doktora yaptığı dalda "branş" hekimliği yapmayı tercih etmektedir.
Performans sistemi çok hasta bakmayı bir zorunluluk haline getirmektedir. Klinik uygulama süresi uzun olan bazı tedavilerin ve riskli sayılabilecek dişhekimliği girişimsel işlemlerinin performans olarak karşılığı alınamamaktadır. Bu durum, doktoralı meslektaşlarımız sadece kendi dallarında çalışabilmeleri açısından önemli bir sorundur.
|