TDBD 185.SAYI BAŞYAZI
‘UMUT HEP VAR’

Merhaba,

8-10 Temmuz’da gerçekleşen Genel Kurul’umuzun iradesiyle yeni yönetimimizi seçtik ve yaptığımız ilk Merkez Yönetim Kurulu toplantısında görev dağılımımızı gerçekleştirdik.

Genel kurullar yaşanılan süreçlerin süzgeçten geçirildiği, delegelerin yapılan çalışmaları özgür iradeleriyle değerlendirdiği, geleceğimize ışık tutan toplantılarımızdır.

Seçimlerinden ziyade, verdikleri ödevlerin nasıl yapıldığına bakar ve her yenilenmede olduğu gibi yeni ödevler verir.

Genel Kurul iradesi verdiği geçici erkin örgüte kattıklarına bakar. Bu zor süreçte Genel Kurul’umuzun verdiği görevi eksiksiz olarak yerine getirmek görevimizdir.

Yaşadığımız pandemi koşulları ne yazık ki hız kesmeden devam etmekte, bunun mesleğimize ve topluma olumsuz yansımaları giderek derinleşmektedir.

Pandeminin bilinen tek çaresi olan aşılamayı bütün gücümüzle desteklemekle birlikte meseleyi sadece sağlık sorunu olarak ele almak toplumsal geleceğimiz açısından kabul edilemez.

Elbette küresel salgınla mücadelede bazı koşullar normalleri zorlayabilir. Ancak gerek ekonomik yıkımlar gerek psikolojik sorunların, post-covid travmaların toplumda ciddi hasarlar bırakmaması için ekonomik ve sosyal mekanizmaların hızla devreye girmesi gerekmektedir. Tıpkı yaşadığımız orman yangınları felaketinde olduğu gibi sorun sadece yangını söndürmek değil öncelikle yangın çıkmamasını, çıkan yangına anında müdahaleyi, yangının yayılmasını engellemeyi ve yangın sonrası zararların  elbirliğiyle giderilmesini sağlamak olmalı.

Sosyal iyileştirmede de aynı adımları izlemeliyiz.

Sağlık meslek örgütü olmanın bir gereği de toplumsal iyilik halinin sağlanmasında sorumluluk almaktır. Sizlerle buluştuğumuz zaman diliminde liseyi yeni bitiren kardeşlerimden ilk 80 bine girenler mesleğimizi de seçenekler arasında düşünebilecekler.

Seçenler neyi seçmiş olacak?

Bir yanda her ile siyasi beklentiyle açılan kamu üniversiteleri, diğer yanda sermaye gruplarının büyük bir iştahla kurduğu vakıf üniversitelerinin yeteri kadar araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, laboratuvarı, klinikleri olmayan fakültelerini mi?

Sağlık Bakanlığı’nın öneri ve görüşlerini dahi göz ardı eden, dişhekimleri kontenjanlar düşsün diye feryat ederken her yıl daha da artıran YÖK’ün saygınlığını kemirdiği bir mesleği mi?

Dur demenin vakti geldi ve geçti.

Bu politikalar çözümsüzlük üretir haldedir. Hep beraber ‘DUR!’ demeliyiz.

Sorumluluklarımızı biliyoruz! Verilen ödevi en iyi şekilde yapmak için seçildik ve bu seçime layık olacağız. Bilimin ve gerçeğin ışığında doğruları söylemekten geri kalmayacağız.

Birlikteliğimiz gücümüz olacak.

Saygılarımla,

A.Tarık İşmen
Türk Dişhekimleri Birliği
Genel Başkanı