6 ŞUBAT… UNUTMADIK, ALIŞMADIK…


Bundan tam üç yıl önce, 6 Şubat 2023 sabahı saat 04.17’de duran saatler, sadece binaları değil;  binlerce insanımızın hayallerini, sevdiklerini ve geleceğini de enkaz altında bıraktı. Ülkemizin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olan Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümünde, yitirdiğimiz tüm canlarımızı bir kez daha sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz.  Geride kalan üç yıla baktığımızda, acıların paylaşılarak azalmadığını, aksine çözülemeyen sorunların bu acıları derinleştirdiğini görüyoruz. 

Ocak 2026 itibarıyla, bölgeden gelen raporlar ve sahadaki durum, hala devam eden ve acil çözüm bekleyen temel sorunlara işaret etmektedir. 

  • Barınma Sorunu: Konteyner kentlerin geçici bir çözüm olmaktan çıkıp kalıcı bir çıkmaza dönüşmesi, temiz su ve hijyen altyapısının yetersizliği toplum sağlığını tehdit etmeye devam etmektedir. 
  • İstihdam ve Ekonomik Kayıplar: Bölgedeki ekonomik hayatın sekteye uğraması, esnafın ve profesyonellerin desteklenmemesi, nitelikli iş gücünün bölgeyi terk etmesine neden olmaktadır. 
  • Asbest ve Çevre Sorunları: Yıkımların üzerinden zaman geçse de, enkaz döküm sahalarının yerleşim yerlerine ve tarım arazilerine yakınlığı nedeniyle ortaya çıkan çevre kirliliği ve asbest riski, bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları tarafından hala raporlanıyor. 
  • Güvenli Yapılaşma ve Denetim: Yeniden inşa sürecinin sadece hız odaklı ilerlemesi, gelecekteki olası afetler için yeni riskler doğurmaktadır. Denetim süreçlerinde meslek odalarının dışlanması, güvenli kent vizyonuna zarar vermektedir. 
  • Sosyal ve Psikolojik Destek: Depremin yarattığı toplumsal travmaların rehabilite edilmesi için sunulan psikososyal destekler yetersiz kalmış, bölge halkı kendi kaderine terk edilmiştir. 
     

​Elbette dişhekimliği mesleği özelinde de bölgedeki durum oldukça hassastır. Afet sonrası süreçte ağız ve diş sağlığı hizmetleri genellikle "acil olmayan" kategorisine itilse de aradan geçen üç yılda ertelenen tedaviler, kronik sağlık sorunlarına ve ciddi halk sağlığı risklerine dönüşmüş durumdadır.
 

  • Klinik ve Muayenehane Kayıpları: Depremde yıkılan veya ağır hasar alan muayenehanelerin yerine yenilerinin açılma süreci, yüksek maliyetler ve krediye erişim zorlukları nedeniyle hala tamamlanamadı. Birçok meslektaşımız hala "konteyner kliniklerde" kısıtlı imkanlarla hizmet vermeye çalışıyor. 
  • Ağız ve Diş Sağlığında Gerileme: Bölge halkının barınma ve gıda gibi temel ihtiyaçlara odaklanması, ağız sağlığını ikinci plana itti. Bu durum üçüncü yılın sonunda; çocuklarda yaygın çürükler, tedavi edilmemiş apseler ve diş kaybı oranlarında dramatik bir artışla sonuçlandı. 
  • Kamudaki Yoğunluk ve Randevu Krizi: Özel kliniklerin birçoğunun kapanması veya tam kapasite çalışamaması, yükü kamu hastanelerine ve diş fakültelerine bindirdi. Üç yıl geçmesine rağmen randevu süreleri aylar sonrasına veriliyor, bu da koruyucu dişhekimliğini imkansız kılıyor. 


Dişhekimliği camiası olarak, bölgede sadece binaların değil, toplum sağlığı için önemli  olan ağız ve diş sağlığı sisteminin de çöktüğünü üzülerek gözlemliyoruz. Üçüncü yılda hala konteynerlerde, zorlu sterilizasyon koşullarında hizmet üretmeye çalışan meslektaşlarımızın fedakarlığı, kalıcı çözümlerle desteklenmelidir. Ağız sağlığının genel sağlıktan ayrılamayacağı gerçeğiyle; bölgedeki kliniklerin ayağa kaldırılması için hibe ve kredi desteklerinin artırılmasını, halkın ücretsiz ağız-diş sağlığı taramalarından geçirilmesini talep ediyoruz. 

Bizler, deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğiz. Bilimin ve tekniğin ışığında, rantın değil insanın merkeze alındığı kentler inşa edilene kadar konunun takipçisi olmayı sürdüreceğiz. Çünkü unutmak, benzer acıların yaşanmasına kapı aralamaktır. 

Unutmadık, alışmadık… 

Türk Dişhekimleri Birliği ‎