`SÜKUNET, BİRLİK, EMPATİ`


Değerli Meslektaşlarım,
 
Türkiye zor bir süreçten geçiyor. 30-40 yıldır bu topraklarda süregelen terör; bölgesel ve global dengelerdeki değişikler sonucu, ülkemizi çok farklı boyutlarda etkilemektedir. Son zamanlarda artan terör olayları; asker, polis demeden hatta sivil masum halkı da hedef alarak her gün ülkemizin dört bir tarafından ağıtların yükselmesine neden olmakta ve beyhude kaybedilen neredeyse koskoca bir neslin vebali ile sorumluluğunun bu topraklarda yaşayan istisnasız her bireyin omuzlarına yüklenmesine neden olmaktadır.

İnsan hayatının devamlılığını kendine görev bilen bizlerin; insanlık adına her türlü değere sahip çıkmasından ve Sağlık Meslek Örgütü olarak da “TERÖRE” nereden ve kimden gelirse gelsin “AMA” kelimesi kullanmadan karşı çıkmasından ve kınamasından daha doğal bir şey olamaz.

Mevlana, Yunus Emre, Karacaoğlan, Hacı Bektaşi Veli gibi pek çok hümanist düşünürün de yüzyıllar öncesinden ifade ettiği şekilde farklı din ve etnik toplulukların bir arada yaşadığı bu topraklarda; ayrışmadan, ötekileştirmeden, barış ve sevgi içerisinde farklılıklarımızı zenginliklerimiz olarak kabul etme anlayışı ile yaşamımızı sürdürmek durumundayız. Kuşkusuz hepimiz doğduğumuz, yaşadığımız ve yaşamak istediğimiz bu toprakları seviyoruz. Hiçbirimizin diğerimizin vatanseverlik duygusunu sorgulama hakkı bulunmamaktadır.

Konuşma, yazma ve düşünceleri ifade etme özgürlüğünün mücadelesi olan uygarlık tarihi; 1789’da “İnsan ve Yurttaşlık Hakları” bildirisinin yayınlanması ve 1948’de Birlemiş Milletlerde ”İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin kabul edilmesiyle somutlaşmıştır. Bireyin doğru bildiklerini çekinmeden söylemesi ahlaki bir tutum, aynı zamanda da onun en temel hakkıdır. İş de bu nedenledir ki, sözünden başka gücü olmayan bireylerin ifadelerinden dolayı suçlanması kabul edilemez. İnsanı yaşatmayı ve onu mutlu etmeyi ön koşulsuz kabul eden biz dişhekimleri, elbette insan hayatı üzerine herkesten daha fazla konuşmalıyız. Elbette siyasetin ve siyasetçinin yaptıkları yanlışları bizler daha fazla eleştirmeliyiz. Ancak bütün bunları önümüze konulmuş kinin, nefretin ve kavganın bir parçası olmadan; sükunet, birlik, empati ve sorumluluk içerisinde gerçekleştirmeliyiz.

İnanıyorum ki amacımız, her bir farklı düşüncenin özgürce ifade edildiği, yazıldığı, çoğulcu bir demokrasiyle yönetilen bir ülkede yaşamak ve geleceğimiz olan çocuklarımıza bu çağdaş Türkiye’yi miras bırakmaktır.

Hem kendi adımıza hem de temsil ettiğimiz mesleğimizin bizlere yüklediği sorumlulukla;  her bir farklı düşünceyi kavga malzemesi haline getirmeden, yeni ayrışmalara yol açmadan, eleştirilerimizde yapıcı olmalı, birbirimizin düşüncelerini anlamaya çalışmalı ve meslek örgütümüzün birlik olmamızdan doğan gücünü azaltmamalıyız.

30.000’ne yaklaşan meslektaşının    çatı örgütü olarak TDB; bugüne kadar sadece mesleğin daha ileriye götürülmesi ve meslektaşlarının daha iyi koşullarda çalışması yani meslek sorunlarıyla ve toplumun ağız-diş sağlığının korunması ve geliştirilmesi için değil,  aynı zaman da ülke sağlık politikalarının doğru ve verimli bir şekilde yönetilmesi  için de birikimini ve emeğini ortaya koymaktan çekinmemiş anayasal bir meslek örgütüdür.


Değerli Meslektaşlarım, 

TDB olarak  ülkedeki  tüm olayları yakından takip etmekte ve ülkenin anayasal bütünlüğü temelinde  birlikte yaşanmasını esas alan, ayrışmalara yol açmayan bir duruş ve sağduyu içinde görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmekte, kararlı bir şekilde çalışmalarımıza devam etmekteyiz.  Yapımız içerisindeki inanç, siyasi görüş ve etnik kimliklerimizdeki farklılıklarımızın bizleri birbirinden ayırmaması, birbirimize karşıt duran bireyler haline getirerek uzaklaştırmaması için kuşkusuz birbirimizi suçlama kolaycılığına kaçmadan, hatalarımızdan ders alarak, birbirimizi anlamaya ve  birlikten güç doğar yaklaşımıyla hareket etmeye bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız.

Saygılarımla,
Prof. Dr. Taner Yücel
Türk Dişhekimleri Birliği
Genel Başkanı