HEKİME CEZA: KAMU VİCDANINDA KABUL GÖRMEMİŞTİR...

26.10.2015

Gezi Parkı olayları sırasında 2 Haziran 2013 tarihinde Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisinde polisin orantısız müdahalesi sonucu ağır yaralanan kişilere, tıbbi yardımda bulundukları gerekçesiyle yargılanan hekimlerin davasında karar verildi.

İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesi;  255 sanıktan 244’ünü suçlu buldu ve 2 ay 15 gün ile 1 yıl 2 ay 16 gün arasında değişen hapis cezalarına hükmetti. Yedi sanık beraat etti, dört sanığın dosyası ayrıldı.

Mahkeme ikisi asistan doktor, dört sanığa da “ibadethaneyi kirletmekten” 10'ar ay hapis cezası verdi.

Alınan bu karar bize göstermiştir ki, yaralılara acil sağlık hizmeti vermek artık suç sayılmaktadır! 

Oysa hekimlerin asli görevi hayat kurtarmak, her koşulda yaralılara müdahale etmek ve acil sağlık hizmeti sunmaktır.  Bunun aksi bir tutum zaten hekimliğin doğasına da aykırıdır. Her hekim mezun olurken; "...din, milliyet, cinsiyet, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlük ve onurla yapacağıma, namusum ve şerefim üzerine yemin ederim." andı ile mezun olur. 

Sayın Sağlık Bakanı Mehmet MÜEZZİNOĞLU, seçim bölgesi Bursa’da IŞİD’li teröristlerin tedavisi konusunda kendisine yöneltilen bir soruya aynen şöyle cevap vermiştir: “IŞİD’li olup olmadığını bir hekim bilebilir mi? Bizim böyle bir görevimiz var mı? Ben “Bu IŞİD’li, tedavi etmiyorum” veya “Tedavi edeyim, savaşa gitsin” diyemem. Bana hasta ve yaralı gelmiştir. Tedavi olur, taburcu ederim. Şüpheli ise emniyete haber veririm. Sağlık camiasının böyle bir misyonu yok. Soruyla muhatap olması doğru değil.”

Sağlık Bakanının bu manidar cevabı, hekimleri sırf yaralılara acil müdahale de bulundu diye hapis cezası ile cezalandıran mahkemeye, hekimlik uygulamasıyla ilgili bir görüş olarak iletilse iyi olacaktır!

Hekimlerin hekimlik yaptıkları gerekçesiyle suçlanmaları, hele hapis cezası ile cezalandırılmaları ne hukuka ne de vicdanlara sığmamaktadır.

Hekimlerin niçin yargılandığını dahi açıklamayan iddianameyle verilen akıl almaz cezalar, hukuk tarihimize bir kara leke olarak geçmiştir. Ve kamu vicdanında da kabul görmemiştir. 

TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ YÖNETİM KURULU