13.ULUSLARARASI DİŞHEKİMLİĞİ KONGRESİ

"Ülkemiz uzun yıllardır sancılı bir dönem yaşıyor. Bir yandan AB sürecine uyum çalışmaları diğer yandan bu sürece direnenler.  Komşu ülkelerde yaşanan çatışmalar ve  Türkiye’nin de bu sürece  sokulma çabaları. AB süreci ile birlikte ülke mevzuatımızın AB müktesebatına uyumlaştırılması çalışmaları. Bu süreçte beklentilerini gerçekleştirme içerisinde olanlar.  

Diyarbakır milletvekili Aziz Akgül’ün, TBMM verdiği öneri;  siyasetin nasıl yapıldığının ve kimlere hizmet adına  gerçekleştirildiğinin  somut ama acı bir örneğidir. Sayın Aziz Akgül hazırladığı  yasa tasarısının gerekçesinde diyor ki;  

“Sağlık hizmetleri sektörü gittikçe gelişmekte ve büyümektedir. Gerek insan sağlığı gerekse diğer canlıların sağlığını ilgilendiren bu sektörlerdeki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yakından takip edilmesi ve ülkemizin her alanda gelişmesine katkı sağlanabilmesi özel sektörün önünün açılması ile mümkündür.  

Bu amaçla sağlık sektörü ile ilgili alanlarda yeni yatırımların ortaya çıkabilmesi ve yeni istihdam olanaklarının oluşturulabilmesi amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Bu çerçevede yalnızca belli meslek mensupları (diş hekimleri, veterinerler, eczacılar) tarafından yapılan sağlık hizmetlerinin yine bu meslek mensupları tarafından yerine getirilmesi, ancak bu alandaki ticari işletmelerin yukarıda sayılan mesleklere mensup olmayan diğer gerçek ve tüzel kişilerce de açılabilmesine olanak sağlanması gerekmektedir. Bu düzenlemelerle, mesleki olarak yine bu hizmetler yukarıdaki sağlık görevlilerince yerine getirilecek, ancak girişim olarak bu alanda yatırım yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişilere bu olanak sağlanacaktır.”  

Bu yasa tasarısının iki amacı var.
Ø      Birincisi, sahte dişhekimlerini legalize etmek. Yani yasallaştırmak.
Ø      İkincisi, dişhekimlerinin sermayenin  elinde  işçi durumuna düşürmek. İşçi olmak onursuzluk değil, aksine her  üreten insan onurlu bireydir.

Sahte diş hekimlerini legalize etme girişimleri sürerken, diğer yandan da aynı tarihlerde başka bir girişim yapılıyordu. Bu girişim,  sahte dişhekimliği ile ilgili düzenleme olan 5181 sayılı yasanın geçersiz kılınmasıydı. 5181 sayılı yasa sahte dişhekimliği yapanlara 3 ila 5 yıl arası hapis 1 ila 3 milyar arası para cezası veriyor.

Bazı milletvekillerini etkileyen sahte dişhekimleri, Adalet Komisyonunda görüşülmekte olan TCK ile ilgili yeni yasa tasarısının bir maddesiyle sahte dişhekimlerinin hapis ve para cezasının düşürülmesini sağlamaya çalıştılar.  TDB’nin ve odalarımızın gösterdiği direnç ve Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek’in sağduyulu yaklaşımıyla bu girişim durduruldu.

1219 sayılı yasa da tıp, dişhekimliği ve eczacılık hizmetlerini verecek kuruluşların meslek diplomasına sahip kişiler tarafından açılacağını belirtmiştir. Tüm Avrupa ülkelerinde de durum böyledir. Yani,  dişhekimliği hizmeti verilen muayenehaneler, poliklinikler, merkezler dişhekimleri tarafından açılır.

Bunun aksine bir düzenleme yapılması   “kendi adına çalışan”, “ kendi işinin patronu olan” dişhekimlerini sermaye gruplarının çalışanı durumuna düşürmek olacaktır.

AB  Parlementosu’nun 2003 yılında Lizbon’da “Serbest mesleklere dair piyasa kuralları ve rekabet kuralları ile ilgili Avrupa Parlamentosu Kararı” ında, sağlık meslek gruplarının neden  sermayenin  eline terk edilmeyeceğini  açıkça  göstermektedir.

Ø  Serbest mesleklerin demokratik sistemin ifadesi olduğunu ve öncelikle Avrupa toplumlarının önemli bir unsurunu teşkil ettiğini teyit eder.
Ø  AB Sözleşmesinin 152. maddesinin esaslarına uymak konusunda serbest mesleklerin sağlık sektöründe özellikle dikkate alınması konusunu vurgular.
Ø  Serbest meslekler için, hem kendi üye ülkelerinde, hem de Avrupa Birliği’nde rekabetin ve serbest hizmetin teşvik edilmesinin gereğine ve yararına dikkat çeker.

AB’ ye tam üyelik çalışmalarının başladığı ve adımların atıldığı bir dönemde iktidar partisinin bir milletvekilinin girişiminin partisinin politikası ile bağdaşıp bağdaşmadığını ya da AKP’nin bu  öneriyi destekleyip desteklemediğini sizlerin  değerlendirmesine bırakıyoruz. Ayrıca zaman bunun bir kişisel girişim mi yoksa partinin girişimi mi olup olmadığını gösterecektir.

Geçtiğimiz Nisan ayının 7’sinde  iki  günlük gazete ile hükümete çağrıda bulunduk. Çağrımızın özü şuydu:  “Vatandaş dişsiz,  dişhekimi işsiz”

Bildiğiniz gibi  yeşil kart ile  birlikte  kağıt üzerinde sosyal güvenlik  kapsamı içerisinde olmayan yok. Kağıt üzerinde diyoruz, çünkü kayıt dışı çalışanların varlığı bir gerçek. Ama rakamlara bakıldığında Türkiye nüfusundan daha fazla bir nüfusun sistem içerisinde olduğu görülmekte. Buda ülkemizin bir başka çelişkisi. 

Devletin şu veya bu yöntemle sağlık hizmeti vermek üzere parasını aldığı vatandaşına dişhekimliği hizmetini vermediğini- veremediğini-, bu nedenle de vatandaşın hak kaybı içerisinde olduğunu  söylüyoruz. 

Bu yargıya nereden varıyoruz.  2005 yılında Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri ile hastanelerde çalışan meslektaşlarımızın  yaptığı toplam işlem sayısı 8.426.000’dir. 

İŞLEM ADI

ADET

Dolgu

1.837.000

Kanal tedavisi

219.000

Detertraj

1.816.000

Çekim

2.928.000

Protez (hareketli)

267.000

Sabit Protez

638.000

Diğer işlemler

558.000

   

İhtiyaç duyulan rakamlarla karşılaştırıldığında, kamu kuruluşlarında hizmetin verilmesinin olanaklı olmadığı, bu nedenle aylar sonraya randevu verildiği basın organlarında yer almaktadır. 

  

İHTİYAÇ DUYULAN İŞLEM SAYISI NEDİR? 

 

İŞLEM ADI

ADET

Dolgu

247.000.000

Çekim

35.000.000

Kanal Tedavisi

8.700.000

Detertraj

  39.500.000

 

İhtiyaç duyulan  tedavi işlem  sayısı ile talebin farklı  olduğu yapılan araştırmalarla  ortaya çıkmıştır. Yani halkımız satın alma gücünün yetersizliği, ağız ve diş sağlığına önem vermemesi, dişhekimliği fobisi nedeni ile  dişhekimliği hizmetlerini kullanmamaktadır.

 

Avrupa  ülkelerinde  bir kişinin yılda diş hekimine gitme  sıklığı 5 iken,  ülkemizde diş hekimine gitme sıklığı  0.7 dir. Yani  5 kat daha azdır.

 

Bu  tabloyu  hizmet kullanıcıları açısından değerlendirdiğimizde  şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır. Avrupa ülkelerinde dişhekimleri, günde ortalama 12-20 hastanın gerekli tedavisini yaparken, ülkemizde  bu  rakam 5-6 kişidir.

 

 

NE YAPILMALI ? 

Diş ve diş eti hastalıkları  en sık görülen ve en sık tekrarlanan hastalıklardır. Ama aynı  zamanda  önlenebilir. Diş ve diş eti hastalıklarının ortaya çıkmaması için yapılması gereken   ağız ve diş bakım ürünlerini diş hekimlerinin önerdiği şekilde kullanılmasını gerçekleştirmektir.  Toplumumuzda ağız ve diş bakımının bir alışkanlığa dönüşmesi için, TDB’nin yıllardan beri önerdiği  “Sağlığı Geliştiren Okullar Projesi”nin siyasi iktidar tarafından ulusal düzeyde uygulanmasına acilen başlanması gerekli. Bu projenin uygulanması sonucunda milyonlarca eğitim gün kaybının yanı sıra, işgücü kayıpları olmayacak ve insanlarımızın ağrılı günleri azalacaktır. Ayrıca diş hastalıkları için yapılan harcamalar 1/16 oranında azalacaktır.

Hükümetten acilen isteğimiz şudur; 2006-2007 öğretim döneminde ilköğretim okullarında  “Sağlığı Geliştiren Okullar Projesi”nin başlatılması  ve vatandaşın dişhekimliği hizmetlerine   ulaşabilmesi için muayenehanelerden dişhekimliği hizmetlerinin alınmaya başlanmasıdır." 

 

*  KONGRE AÇILIŞI  BASIN TOPLANTISI / SAMSUN (19.06.2006)