EVRENSEL HUKUK KURALLARI VE DEMOKRASİ İÇİN; SAĞLIK TORBA YASA TEKLİFİNE `HAYIR` DEYİN!

TBMM’deki Tüm Siyasi Partilerin Milletvekillerine Çağrımızdır
Evrensel hukuk kuralları ve demokrasi için;
Sağlık Torba Yasa Teklifine ‘Hayır’ deyin!
TBMM’ye getirilen ve Komisyondan geçen Sağlık Torba Yasa Teklifinin 5. Maddesi, dişhekimlerinin mesleki yetkilerini idarenin kararlarına bağlı hale getiriyor. Bu madde geçerse, meslektaşlarımız bir yargı kararı olmadan, sadece idarenin kararıyla mesleklerini icra etmekten uzaklaştırılabilecek.
Anayasamız birey haklarını, vatandaşın devlete, devletin vatandaşa ilişkin görev ve sorumluluklarını tanımlamış olup, kanunlarımız da suç ve ceza konusunu tam olarak belirlemiştir. Buna rağmen somut delil olmaksızın suçlu yaratmak; evrensel hukuk değerleri ve anayasamıza uygun değildir.
TBMM’deki tüm siyasi partilerin değerli milletvekillerini, toplumsal tecrübelerimizi düşünerek, vicdanlarıyla oy kullanmaya ve bu antidemokratik yasa teklifine karşı çıkmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki, toplumsal barışın tek dayanağı demokrasi ve evrensel hukuk kurallarıdır. Ve bu kurallar herkes için gereklidir.
12 Eylül’de de, 28 Şubat’ta da gördük, yaşadık, tecrübe ettik... DEMOKRASİ HERKESE GEREKLİDİR.
12 KASIM 2018, PAZARTESİ
Sağlık Torba Yasa Teklifinin TBMM’deki Komisyon görüşmeleri 08 Kasım 2018’de tamamlandı. Teklif 13 Kasım 2018’de TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeye başlanacak. Bu Yasa Teklifi, ülkemizin, uluslararası sözleşmelerle kabul ettiği hukuk kurallarının yanı sıra; Anayasamız ile de tanımlanmış kurallara aykırı hükümler içermektedir.
Torba Yasa Teklifinin 5. Maddesinde, terör örgütleriyle aralarında bağ saptanan hekim ve diş hekimlerine çeşitli yaptırımlar uygulanması, mesleki yetki ve çalışma alanlarının kısıtlanması öngörülmektedir.
Terör örgütü üyeliği, terör örgütünün propagandasının yapılması ve terör örgütüne yardım edilmesi yasalarımızda suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçlardan herhangi birini işleyenlerle ilgili bir tespit olduğunda, ilgilinin cezalandırılması için, yargı sistemimizde gerekli ceza soruşturması zaten yürütülmektedir.
Herkesin bildiği gibi yürütülmekte olan güvenlik soruşturmalarının neredeyse tümü; iktidarda olan partinin siyasi yaklaşımlarına göre kişinin düşünce ve kanaatlerinin öğrenilip raporlanmasını içermektedir. Gizlilik gerektiren işler ve kişinin sahip olduğu siyasal görüşlerin işine yansıdığında adaletli davranılamayacağı da bir gerçektir. Ülkemiz tarihinde 40 yıl öncesinde kalmış bu yaklaşımın geçmişte olduğu gibi şimdi de yeni mağduriyetler yaratacağı ortadadır.
Anayasaya göre, herkes istediği gibi düşünmek ve düşüncelerini paylaşmak, yaymak hakkına sahiptir; bu temel bir insan hakkıdır. Hiç kimse düşüncelerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Anayasa’nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde temel haklar kısıtlanabilir. Ancak savaşta bile “kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
Mevcut Teklif’te ise; güvenlik soruşturmasına bağlı olarak yapılan bir idari kararla hekim ve dişhekimleriyle terör örgütleri arasında bağ olabileceği kabul edilmektedir. Her aşaması idare tarafından yapılan işlemlerle oluşturulan bir süreç sonunda suçlama yöneltilmekte; terör örgütleriyle ilişkili olduğu iddia edilmektedir. Polisin yazdığı bir rapor, Sağlık Bakanlığı bürokratlarından oluşan Güvenlik Soruşturması Komisyonunda değerlendirilmekte ve kişinin mesleki geleceği karara bağlanmaktadır.
Anayasaya göre, hiç kimse suçluluğu kesin bir yargı kararı ile saptanmadıkça suçlu olarak kabul edilemez. Teklif’le, sadece bir iddia üzerine hekim ve diş hekimlerine idare tarafından ölçüsüz yaptırımlar uygulanabilmesine olanak sağlanmaktadır.
Yasa Teklifiyle, masumiyet karinesi ihlal edilmekte, kamu görevinden çıkartılan meslektaşlarımızın kamu sağlık kurumlarında çalışmaları engellendiği gibi, SGK ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla anlaşmalı sağlık kuruluşlarında çalışmaları da yasaklanmaktadır.
Bununla da yetinilmemekte, kamu görevinden çıkartılan veya güvenlik soruşturmasına bağlı olarak kamu görevine hiç alınmayan meslektaşlarımızın düzenledikleri raporların mahkemeler ve idare tarafından dikkate alınmayacağı belirtilmektedir.
Evrensel hukuk kurallarına ve Anayasaya aykırı olan bu düzenlemenin yasalaşması halinde dişhekimlerinin mesleki yetkileri idarenin vereceği karara bağlı olacaktır.1219 sayılı kanunda hangi nedenlerle mesleğini yapamayacağı tanımlanmış olan meslektaşlarımız keyfi yaklaşımlarla mesleklerini yapamaz duruma sokulmaktadır.
Bu Teklifin yasalaşmasından kaygı duyuyoruz. Başta iktidar partisi olmak üzere tüm siyasi partilerin, siyasi partilerin mensubu olan milletin vekillerinin, adil ve vicdanlı davranmalarını, ülkemizi çağdaş demokratik ülkelerden ayrıştıracak, yurttaşların maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunacak bu tür düzenlemelerden kaçınmalarını bekliyoruz.
TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ
***
Komisyonda kabul edilen madde metni ne diyor?
MADDE 5- 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 15- Terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek ilgili mevzuat çerçevesinde kamu görevinden çıkarılan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzman olanlar sadece 12 nci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir. Ancak bu şekilde kamu görevinden çıkarılanlar ile güvenlik soruşturması sebebiyle kamu görevine alınmayanlardan Devlet hizmeti yükümlüsü olanlar, çıkarılma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında birinci grup ilçe merkezleri için belirlenen Devlet hizmeti süresi kadar müddetle mesleklerini icra edemezler. Devlet yükümlülüğünü yerine getirirken kamu görevinden çıkarılanların hizmet süreleri bu süreden düşülür. Bunların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenledikleri raporlar, yargı kararlarına ve idari işlemlere esas alınmaz.”

